KÖY ODASI OYUNLARI
TURA
Bu oyun köy odasının vazgeçilmez oyunlarının başında gelir. Deli dolu birisi çaktırmadan dışarı çıkar ve kendinde bi deyişiklik yapar.Mesela pantolonun bi bacağını çıkarıp eline alır yada gömleği  çıkarır.Buna benzer bir değişiklik yapar kendi üzerinde. Eline eski uzun bir havlu alır ve onuda sıkıca dolayarak düğümler.(İşte buna Tura denir.) Daha sonra odanın içerisine girerek'' Herkes bana benzesin'' diye bağırır ve önüne gelene vurur turayı. Hiç kimseyi ayırt etmez.Canı yananlar ona benzemek için o ne yaptıysa onu yapmaya çalışırlar.



















YÜZÜK
Bu oyunda köy odasının vazgeçilmezlerindendir.Dokuz adet şapka ve bir adet eski mühür ortaya konur.Köylüler arasında karşılıklı iki taraf oluşturulur ve bunlarda karşılıklı otururlar. Sıra ile önce bir taraf  öbür taraf görmeden  dokuz şapkadan birinin altına mühürü saklar.  Öbür taraf iki şapka açarak bu mühürü bulmak zorundadır.Eğer bulamazsa bundan sonra mühürü değilde boş şapkaları  açması gerekir.Örneğin üçüncü de boş şapka yerine  mühürü bulursa saklayan tarafa 12 puan yazılır.Dördüncüde bulursa sekiz puan,beşincide bulursa altı  puan,altıncıda bulursa dört puan yedincide bulursa 3 puan son iki şapkada bulursa o zaman şapkayı saklama sırası kendi takımlarına geçer.Bu böyle devam edip gider bu oyun da takımlar arasındaki mükafat genellikle bir tavuk olur.

















TURŞUCU
Bu oyunu iyi bilen birisi; sırtına taşıyabilecegi büyüklükte orta yaşta bi çocuk bindirip ellerini ve ayaklarını önden baglar. Adamın sırtındaki çocuğun bir fıçı gibi algılanması gerekmektedir.Ayrıca bir  kovaya da su doldurulur ve kovanın içine de bir mendil konur.Turşucu olan kişi köy odasında bulunan köylüleri tek tek dolaşarak ''Kaç kilo istiyorsun?'' diye sorar ve kaç kilo istiyorsa o kadar mendili suya batırır ve o köylünün suratına vurur.Arada bir de sırtındaki fıçı aşağı düşüyormuş gibi yapar ve onu yukarı doğru çekerek gerçekçi bir görüntü verir.Beş kilo isteyen beş sefer ıslak mendili suratına yer ve odada bulunan herkes     nasibini alır.



















ÇOCUK OKUTMA
Bu oyun diğerlerinden çok farklı olup daha bir eğlencelidir.Bu oyunu daha evvel hiç bilmeyen veya dışarıdan gelmiş bir misafir kurban olarak seçilir.Seçilen kişiye birazda gaz verilerek ''Hocam siz eğitimli birisine benziyorsunuz şu bizim köyün çocuklarına bir kaç şey öğretin'' denir ve ricada bulunulur.Çocuklar hocanın etrafında daire şeklinde toplanır ve hocaya daha evvel arkasına düdük bağlanan bir cüppe giydirilir.Sonra da ''Hocam bu bizim çocuklar çok yaramazdır.Arkanızdan düdük falan çalarlarsa hiç gözlerinin yaşına bakmayın basın tokadı'' denir.Hoca başlar çocuklarla sohbet etmeye bir müddet sonra sohbet koyulaşmış ve herkes kendini sohbete kaptırmış gibi görünürken  çocuklardan biri hocanın arkasına bağlı olan düdüğü yüksek sesle  çalar. Hoca yerinden şıçrar ve şiddetle arkasına dönüp düdüğü çalanı bulmak isterken bu seferde bir başka çocuk düdüğü çalar hoca yine arkasını döndüğünde diğer taraftaki düdüğü çalar arada bir de çocuklar kendi aralarında elden ele düdük veriyorlarmış gibi yaparlar.Hoca ne yapacağını şaşırmış düdüğü çalanı bulmak istedikçe arkasındaki düdüğü çocuklar çalmaya devam ederler. Bunu uzaktan izleyen köy halkı ise gülmekten kırılır.Hoca pes edinceye kadar bu durum devam eder.

















SINIR TAŞI
Orta kilolu matarak bir köylü sınır taşı olarak seçilir ve köy odasının ortasına eller ve bacakları birbirine bağlanarak bırakılır.Bu köylü tarlalar arasına konan sınır taşını temsil eder.Bir müddet sonra tarla sahibi gelir ve ''Bu taşı buraya kim koymuş.'' diyerek taşı ayağıyla itekleyip biraz ileri alır ve oradan ayrılır.Bir müddet sonra da diğer tarla sahibi gelir o biraz daha sinirli ve küfürlü bir şekilde ''Bu taşı buraya koyanın....... ''diyerek taşı kaldırıp diğer tarafa atar.Aradan bir süre daha geçtikten sonra yine diğer tarla sahibi gelir. Bu sefer o da hiddetlenerek taşı kaldırır,diğer tarafa atar ve bir ton küfür sallar.Burada arada sınır taşı olan köylü oldukça hırpalanır.Amaç da birazda onu hırpalayarak oyuna eğlence katmaktır.Bir müdet sonra bu iki tarla sahibi tarlabaşında karşılaşır.İşte esas kıyamette o zaman kopar.Önce biri sonra diğeri taşı ileri geri iterler.Taş olan köylü burada oldukça yıpranır.Sonra baktılar olmuyor küfürleşerek birbirlerine girerler.Onları ayırmak isteyenler de olaya karışınca tam bir curcuna olur.

















DOMUZ AVI
Bu oyunda rol alacak kişiler gizlice odanın dışında toplanır ve  aralarında anlaşarak  rol taksimi yaparlar. Herkes görevini öğrendikten sonra içeri girip oyunu başlatırlar.İçeride oturanlar genelde ne oyun oynanacağını bilmezler.Oyun süpriz olmazsa tadı da olmaz.Bu oyun genelde 8-10 kişi ile oynanır.Bunlardan 5-6 tanesi av köpeği olur diğerleri de avcı olurlar.İçeride bulunan köylülerden özellikle  sivri ,matrak ,ve radikal kişiler domuz olarak seçilir ve içeri dalan avcı ile av köpekleri içeride insanların üzerinden geçerek domuz ararlar.Olaya tamamen gerçekçilik payı katmak için özellikle köpek olanlar rollerini çok iyi yapmaları gerekir bu arada bazı köpekleri de avcılar tasmalarından tututğundan avcıları sürükleyerek çekerler.O da içerisinde bir müddet bu şekilde domuz arama sürdükten sonra esas daha önceden belirlenen kişi domuz olarak yakalanır ve bütün köperkler onun başına toplanarak onu orada boğarlar.O adam boğulduktan sonra herkes av bitti sanarken tekrar başlanır ve bir kaç kişi daha köpekler tarafından boğulur.Oyun bittiğinde köy odası altüst olmuş olur.

ÇİFT SÜRME

Bu oyun üç- dört kişi ile oynanır. İkisi öküz gibi dört ayak üzerinde yer de durur. Diğerlerinden biri kadın kılığında diğeri ise öküzler ile çift süren köylü kılığında olur.Köylü yerde dört ayak üzerinde duran öküz kılığındaki köylülerin pantolonlarına bir kemer bağlar ve onu eline alır. Kadın kılığındaki köylü de öküzlerin önünde yürüyerek onlara yol gösterir.Oyun başlar bir müddet dolaşırlar sonra öküzler huysuzluk etmeye başlar ve oda da oturan diğer köylülerin üzerine doğru çıkarlar. Bu  sırada öküzlerin sahibi olan adam öküzlerin önünde yürüyen karısına doğru yürümüyor diye kızmaya başlar ve bunlar kavga etmeye başlarlar.Bir müddet sonra da kadın tarlaya tohum saçmak için içi su dolu bidonu getirir ve sözde tohum saçar gibi bidon içindeki suyu köy odasında bulunan köylülerin üzerine saçar. Bir keresinde Yukarıoba Köyü odasında ben dana , Ağabeyim kadın,Fikret Subaşı da köylü oldu ve bu oyunu oynadık.Oyun sırasında Ağabeyim Yaşar Yaylacı su bidonu yerine köy odasının gaz bidonunu almış ve su serpiyorum diyerek köylünün üzerine gazyağı sermişti.Allahtan o sırada sigara içen yoktu.Uzunca bir süre oda gazyağı kokmuştu.Bu tatlı hatırayı da o gün orada bulunanlar herhalde hiç unutmazlar.