Anadolu'daki en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Araç’ın tarihi kaynaklarda ilk defa M.Ö 1132 yılında TİMANİDİS olarak geçmekte bu duruma göre de 3122 yıllık bir yerleşim geçmişine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
     Karadeniz ile iç bölgeler arasındaki ticari ve beşeri bağları kuran kervanların işlediği en önemli bir yol güzergahında, önemli bir durak ve uğrak yeri olması ilçeye "Araç" adının verilmesine sebep olduğu gibi, anlam ve önemi de oldukça büyüktür. Bu önem ve anlamına göre tarih boyunca çevresine göre hep örnek olmuş ve öncelik kazanmıştır.
     1866 yılında Belediye örgütünün kuruluşunu, 1868 yılında da Bucak örgütünün İlçeye dönüşünü eklersek, ülkemizin en eski yerleşim bölgesinin eski Belediye ve yine en eski ilçede yaşadığımızı ifade edebiliriz.
     İlçe’ye batı yönünden girildiğinde, ilçenin tarihi dokusunu yansıtan Araç Kalesi adeta yerleşim birimi ile özdeşleşmiştir. Ulaşım yönünden Karabük ile Kastamonu arasında bulunan ilçeye her an taşıt bulmak mümkündür. ilçenin ortasından geçen çevre yolu sayesinde Batı Karadeniz bölümüne köprü vazifesini görmektedir. Bu yönden ulaşımı çok rahattır. İlçenin küçük bir yerleşim yeri olmasına rağmen ulaşımdaki bu rahatlık sayesinde, şehir merkezi ve civarında birçok fabrika kurulmuştur.
     Araç'lı devletine, ülkesine ve yasalara saygılı, Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı, sosyal düşünce düzeyi yüksek bir vatandaştır. Bu bağlılığın en yakın örneği Kurtuluş Savaşıdır. Savaş bölgesi dışında kalan ilçeler içinde nüfus ve alan itibarıyla en çok şehit veren ilçedir.



























     İlçe merkezinde ve köylerde hırsızlık suçu yok denecek kadar azdır. Araç'lı yoksulluğuna, fakirliğine ve bu durumunun tüm zorlayıcılığına rağmen başkasına ait mala, paraya ve eşyaya el uzatmayı asla düşünmemiştir.
     Araç halkı, yüksek bir eğitim düzeyine sahip ilçelerin başında gelmektedir. Hatta Eğitimcilerin ifadesine göre "Eğitim zengini bir ilçedir." Çağın kılık-kıyafetini, moda ve yaşam biçimini, teknolojik düzeyini, günlük olarak izleyen ve benimseyen bir çağdaş yapıdadır Araç halkı.
     Toprakların yetmezliği, onu çevreleyen ormanların girilmezliği ile baş başa kalan Araç’lı, aşı, işi ve geleceği okuldan ve kitaptan arama ve almanın bilincine girmiş ve her yıl sessizce köyünü ve evini terk eden binlerce genç uzaklara eğitim yolculuğu yapmıştır. Hatay ilimize 1939 Yılında Türk Ordularının başında giren komutan Şükrü KANATLI, bilgin ve ilk milletvekilimiz İsmail Mahir Efendi, Ali SENAİ ve daha niceleri İlçemizden çıkmış değerli şahsiyetlerimizdendir.Her köyde, her hanede öğrenim ile kültürü ve görevi ile gurur duyduğumuz Araç'lı vardır.
     Araç ekonomisinin esas omurgasını ormanlar teşkil etmektedir.İlçede 1969 yılında tespit edilen çam servetinin 1990 yılındaki verilere göre 2/3 oranında azaldığı görülmektedir. Bu azalma Araç için tehlikeli ve kaygı vericidir. Zira ormanların Araç'ta ekonomik bir güç olma niteliğini kaybedeceği endişesini yaratmaktadır.
     Tarım ve Hayvancılık 1969 yılına göre gerilemiştir. Bu gerilemenin sebeplerinden biri %60’ lara varan "Büyük şehirlere göç"le oluşan nüfus azalmasıdır. Ekonomide bir başka kaynak madenlerdir. İlçede elliye yakın ruhsatı alınmış fakat işletilmeyen mermer yatağı, bakır, demir ve krom yatakları mevcuttur. Bunların büyük bölümünün rezervleri son yıllarda tespit edilmiştir.
     Ayrıca ilçenin doğa yapısını ve temiz havasını ekolojik olarak korumak bacalı sanayi yerine halıcılık, arıcılık, pekin ördeği ve alabalık üreticiliği, hediyelik eşya yapımı gibi ufak sermaye ve yaygın katılımla yeni bir ekonomik program uygulamak mümkündür. Buna yayla ve orman turizmi, kış ve av turizmi gibi günümüzün en çok talep yaratan yatırım alanları da İlçe’nin başlıca gelir kaynaklarındandır. Ayrıca büyük şehirlere göç eden Araç’lıların birçoğu pasta ve börekçilik alanındaki ustalıklarıyla ün yapmışlardır.
İLÇEMİZ ARAÇ
Araç, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz bölümünde Kastamonu iline bağlı bir ilçe merkezidir. Kastamonu-Karabük yolu üzerinde ve Ilgaz dağlarından kaynağını alan Araç çayının kuzey kıyısında kurulmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği 641 metredir. İlçenin yüzölçümü 1880 km2 dir.

   Doğusunda Kastamonu ve İhsangazi, batısında Safranbolu, kuzeyinde Daday, güneyinde Kurşunlu ve Çerkeş ilçeleri bulunur.

      İKLİMİ;

    İlçenin Batı yönü genellikle açık olup bölge, Karadeniz ardı iklim bölgesine sahiptir. Sıcaktan soğuğa doğru geçiş iklimi özelliklerini taşımaktadır. Genel olarak karasal iklim hüküm sürer. Yazlan sıcak, kışlan karlı ve soğuktur. Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbaharda olur. Bu yağış kışın kar şeklindedir. Kar, kasım ayı sonları ve aralık aylarında yağmaya başlar. Bazı yerlerde 1-1,5 metreyi bulur. Genel olarak ilkbahar serin geçer. Serinlik bilhassa yüksek kısımlarda kendini daha iyi gösterir. Yılın sıcak günleri Temmuz ayı başında başlar, Ağustos ayı ortalarına kadar devam eder.

    TERMAL TURİZM;

    Sağlık Turizmi için içmeler ve kaplıcalar bulunmamaktadır.
Araç İlçesi, Mesudiye Mahallesinde bulunan "Gicirik Suyu" nun egzamalı hastalar için tedavi edici olduğu bilinmektedir.
İl Merkezi Duruçay Köyünde "Acı Su" adıyla bilinen tabii soda suyu çıkmaktadır. Pınarbaşı-Ilıca Köyündeki Roma Dönemi "Ayazma" kullanım harici durumdadır. Araç Boyalı Nahiyesi, Mendik Köyündeki "Çamur" eklem ağrılarına tedavi edicidir. Araç Sıra Gömü yaylasında bulunan "Sarılık Suyu" sarılık hastalığına, Yuvalca Yaylasında bulunan “Fatma’nın Oluğu” suyu   mide-böbrek hastalığında tedavi edici olduğu bilinmektedir.

    NÜFUS DURUMU;

    1868 yılında ilçe olan Araç' m 119 Köy ve 6 Mahalle olmak üzere 125 birim bulunmaktadır. Bölgenin dağlık ve coğrafi şartlar nedeniyle, 364 yerleşim birimi bulunmaktadır.
İlçemize2000 yılında yapılan nüfus genel sayımına göre İlçe merkezi ve Köylere göre nüfus dağılımı;
İLÇE MERKEZİ :  6.085
KÖYLER            :  18.855
TOPLAM            :   24.940





















     İlçe topraklarının azlığı ve iş sahasının olmayışı nedeniyle erkek nüfusun göçüne sebep olmuş ve son yıllarda kırsal nüfus ile merkez nüfusu azalmıştır. Kırsal bölgelerde kalan nüfusun yaşlı ya da çocuklardan teşkil edildiği gözlenmiştir. Bu da kırsal kesimde verimli iş gücünün kaybına neden olmuştur. Göç eden nüfusun daha ziyade, İstanbul, Ankara, Zonguldak, ve Karabük İllerine göç ettiği gözlenmektedir. İlçe nüfusunun % 85' i çiftçi, % 8 Memur, % 7’ si esnaf ve sanatkârlardır.

     İDARİ DURUMU;

    Coğrafi şartlar nedeni ile dağınık bir yerleşme gösteren 119 köye bağlı 245 yerleşim birimi bulunmaktadır. Bu yerleşim birimlerinin merkeze ve bir birlerine olan uzaklıkları hizmet aksamalarına da neden olmaktadır. İlçemiz Merkez, Boyalı ve İğdir Köyü olmak üzere üç önemli yerleşim yerine sahiptir. İlçe merkezi altı mahalleden oluşmaktadır. İlçemizde İlçe kuruluşu bulunan tüm kurum ve kuruluşlar mevcuttur.

     SOSYAL DURUMU;

     İlçe merkezinin Kastamonu-Karabük karayolu üzerinde olması nedeni ile sosyal yaşantı hareketlilik arz eder. Her iki il merkezine çalışma hayatı ve ekonomik bakımdan bağımlı ticari bir yapı vardır. Genel nüfusun % 15' lik esnaf ve kamu çalışanlarından meydana gelmektedir. Tahmini % 2-3' lük bölümü ise emeklilerden oluşmaktadır.

      Kırsaldan merkeze olan göç nedeniyle, son yıllarda kooperatifleşme artmış bu da betonarme konut yapımını hızlandırmıştır. İlçe inkişaf sahasında toplu konut yapımları sürmekte olup, bu yönde sürekli gelişim göstermektedir. Merkez Çay ve İnönü Mahallelerinde kargir yapı yoğunluk göstermektedir.

     EĞİTİM KÜLTÜR DURUMU;

İlçemizde ilk defa 1914 yılında İlkokul, 1951 yılında Ortaokul açılmıştır. İlçe merkezinde 1 Çok programlı Lise, 1 İmam-Hatip Lisesi, I Sağlık Meslek Lisesi, 1 Yatılı Bölge İlköğretim okulu 2 İlköğretim okulu, 1 beş sınıflı Müstakil İlköğretim okulu, 1 adet Zübeyda Hanım Anaokulu vardır. İğdir Köyü' nde ise 1 adet Yatılı İlköğretim Bölge okulu, 1 adet Lise ile köylerimizde 36 adet, Kayaboğazı, Yeşilova ve Terke köyünde 8 sınıflı İlköğretim okulu bulunmaktadır. Ayrıca Boyalı merkezinde Yatılı İlköğretim Bölge Okulu mevcuttur.

Okuma yazma oranı İlçede % 97, köylerde ise % 89' dur.


          
     BİR MEMLEKET GÜZELLEMESİ (Araç)

Etraf Daday, Mergüze, Kurşunlu, Safranbolu;
Kazamız Araç bizim, vilayet Kastamonu
      Gasgas, Kimmer, Danişment, Candaroğlu, Osmanlı;
      Üç bin yıllık bir Tarih, görkemli anlı şanlı.
Ecdattan miras kalan mübarek toprağıyla;
Araç, öz yurdumuzdur ovasıyla, dağıyla.
      Bizimdir o yaylalar, balta girmez ormanlar;
      Bizimdir cephelerde şehit düşen o canlar.
Hep verdik tarih boyu, vergi verdik, baç verdik;
Ne kaldıysa harmanda öşür verdik, çeç verdik.
      Asker istedi devlet, "olmaz" demedik asla;
      Verdiğimiz şehidin sayısı binden fazla.
Gittiler bölük bölük bir daha dönmediler;
Uçtular semavata nur olup sönmediler.
      Herkesin dip dedesi ya şehittir, ya gazi;
      Rasim Çanakkale'de, Sakarya'da Niyazi.
Mustafa, Hasan, Rüstem, Ahmet Sarıkamış'ta;
Ayakta heykel gibi dondular karakışta.
      Irak, Yemen, Sina'da gık demeden öldüler;
      Trablus çöllerinde kumlara gömüldüler.
Şehit listelerinde kayıtlı değil onlar;
Künyeleri belirsiz o adsız kahramanlar.
      İşte biz o ecdattan üremiş Araçlıyız;
      Dip dedemiz Oğuz'dan türemiş Araçlıyız.


Gezelim gelin dostlar bizim Anadolu'yu;
İzmir'i, Konya'yı, Bursa'yı, Denizli'yi, Bolu'yu.
      Duralım Ankara'da neler varmış bakalım;
      İstasyon'dan Ulus'a ağır ağır çıkalım.
Samanpazarı'ndadır Şekerci Ruşen Usta;
Meliha Turan Hanım Kızılay'da nam salmış;
Yaptığı akidenin tadı damakta kalmış.
      Başkenti mekan tutmuş börekçi, yufkacılar;
      Kök salmış oraya dinmiş bütün acılar.
Geçelim İstanbul'a hal keyfiyet nasıldır;
Orası da bir alem, bir keyifli fasıldır.
      Çırak, kalfa ve usta İstanbul'a dolmuşlar;
      Her biri birer patron, birer holding olmuşlar.
Dükkanlar birer kolye, en güzel semtlerde süs;
Göztepe'de, Levent'te, Etiler'dedir Venüs.
      İstanbul'a tat vermiş şekerci, börekçisi;
      Pastacı, yufkacısı, ekmekçi, çörekçisi.
Araç Geley köyünden Hacıbekir bizdendir;
Lokumu lokum yapan ana fikir bizdendir.
      Tezgahtaki ekmeğin ustasını ararlar;
      Hamurkar, pişirici Araçlı mı sorarlar.
İstanbul'da bir Araç, Ankara'da bir Araç;
Araç'ın kaderi bu, nüfus ediyor ihraç.


Bir yanda Yuvalca var, bir yanda İkizornaz;
Munay Yaylası için ne söylesem yine az.
      Fatmanın Oluğu'ndan su içmeyene yazık;
      Sıragömü'de yedim çullu börekten azık.
Geçelim bu tarafa, söyleyeyim sırayla;
Cennetten birer köşe Düğemle, Dorukyayla.
      Eğriceova derler bir ulu yayla var ki;
      Ucu başı belirsiz bir cennet bağı sanki.
İğdir'den yukarıya Dotla'ya geçtiniz mi?
Suyun başına geçip Aksu'dan içtiniz mi?
      Dünyada mevcut değil böyle şifalı bir su;
      Bundan iyisi var mı ben duymadım doğrusu.
Göğe merdiven olmuş dağlar sıralı safta;
Ilgaz'a selam durmuş Bakacak bir tarafta.
      Ilgaz'dan kaynaklanıp gezinir kıyı kıyı;
      Uzanır Mergüze'den Filyos'a Araç Çayı.
Kışın deli doludur, yazın uslu mu uslu;
Bir bakarsın sel olmuş derya gibi kabuslu.
      Okçular'daki suyun gürül gürül kaynağı;
      Kirazlı Yaylası'nda sür yufkaya kaymağı.
Boyalı fındığını tatmayana çok yazık;
Balından bir kaşık bal yutmayana çok yazık.
      Kara hutun balından bir parmak tadımlık al;
      Şifa bulmak istersen Susuz Yaylası'nda kal.
Bir yanda Daprak, Unna, daha ilerde Süzey;
Bostanköy'den yukarı Moğsu, Kadarta, Geley.
      Muğamlar'dan, Gürne'den, Erekli'den, Kıyan'dan;
      Bir bakraç soymuk iste dağda soymuk soyandan.
İğdir bostanlarında baş veren soğana bak;
Koy soframız şenlensin, başına bir yumruk çak.
      Çorbayı indirelim şayet geldiyse tavı;
      Bir baş soğan olmadan yenmez bulgur pilavı.
Ünü yaygın mı yaygın "kuzu" demişler ona;
Onsuz yemek olur mu, selam durun soğana.


Araç'tan yukarıda Mesudiye, Kavacık;
Kapılı'ya varınca soluklanın azacık.
      Dünya başka güzeldir Karkalmaz Dağları'nda;
      Seyreyleyin dört ufku Göktepe'ye varın da.
Kızılsaray'dan öte Daday'a yol uzanır;
O dağları görenler Cennete girdik sanır.
      "Araç, etrafı kıraç" diyenler halt eylemiş;
      Görenler daha yeşil bir memleket yok demiş.
Araç, tablo gibidir Top Tepe'den bakınca;
Göğe eliniz değer Asar Dağ'a çıkınca.
      Bağlarçayı'ndan geçip Razıhan'da duralım;
      Büryan kebap çıkmış mı, Başköylüye soralım.
Büryanı Razıhan'da Kanlıgöl'de asarlar;
Yiyenler keyiflenir, yiyip yiyip susarlar.
      Kimi rakıda bulur hararet söndürmeyi;
      Erbabından sormalı mideye indirmeyi.
Başköy'den Yazıköy'e, Mirzek'ten Sindire'ye;
Sıragömü yokuşsa dön Zala'dan geriye.
      Sarpın'dan Obalar'a ağır ağır çıkalım;
      Alakavak Sırtından manzaraya bakalım.
Böyle güzel manzara ne Hinttedir ne Çin'de;
Araç coğrafyasıyla bir cennetin içinde.


Bu un gibi şey nedir, alıp tadına bakın;
"Gavut" yerken ey dostlar "Tosya" demeyin sakın.
      İçi yağlı çörekten lengeri paçasına;
      Sac kebabından sonra uzan ekşi tasına.
Sıra etli ekmekte,yerken saymaca var mı?
Nerde yayık ayranı, onsuz doymaca var mı?
      Tarhana çorbasıdır yemeklerin öncüsü;
      Iscacık kül çöreği sofraların baş süsü.
Bişi, serme, hamurlu, sofrada sıralanmış;
Mıklama görününce yemekler aralanmış.
      Curk curk hamur yutmayı, bandırma'yı bilen kim?
      Harareti hoşafla söndürmeyi bilen kim?
Sarığıburma'ları sıcak sıcak getirin;
Kiren ekşisi ile ziyafeti bitirin.


Teyzem sığır güdüyor, çemberli, önü poğlu;
Gençler oyuna kalkmış, oynarlar Sepetçoğlu.
      Sepetçoğlu Araç'ın Hacıoğlu Köyü'nden;
      Araçlının mertliği gelir efe soyundan.
Bilmeyiz bel kırmayı, namerde baş eğmeyiz;
Küfürbaz derlerse de durduk yerde söğmeyiz.
      Galkmayız dil gırmaya, sağa sola saparak;
      Gonuşuruz öz Türkçe, ka'ları ga yaparak.
Serdar'dan Gülükler'e saymakla bitmez köyler;
Yüzyirmidört köyümüz yüz çeşit türkü söyler.
      Aslımız Türkmen bizim, Ortaasya'dan gelmişiz.
      Bu güzel toprakları ana vatan bilmişiz.


Bu memleket bizimdir toprağıyla taşıyla;
Dört mevsim ayrı güzel, baharıyla kışıyla.
      Dünyada bir benzeri yoktur güzel Araç'ın;
      Araçlılar geliyor on binlere yol açın.
Ben Araçlıyım diyen ihvanlar beri gelsin;
Araç'tan kaçanları çağırın geri gelsin.
      Nüfus cüzdanımızda Araçlı yazıyorsa;
      İçimizde bir nebze Araç sevgisi varsa.
Bir araya gelmenin zamanıdır ey dostlar;
Gelin birlik olalım elden gitmeden postlar.
      Uzattıkça uzattık, ne söylesek gene az;
      Anlattıksa ne mutlu size Araç'ı biraz.


                                           Fazıl BAYRAKTAR



              A R A Ç' I M


Özledim seni inan be Araç'ım,
Tüm dağlarına çıkmak istiyorum.
O gün gelecek güven be Araç'ım,
Semalarında uçmak istiyorum.


Kalbimde coşar hep sevginin payı,
Hasret içimde kaynayan bir kuyu,
Pınarlarından o buz gibi suyu,
Varıp bir anda içmek istiyorum.


Özledim seni,yemyeşil doğanı,
Bahçende bitmiş bir acı soğanı,
Oksijen dolu tertemiz havanı,
Ciğerlerime çekmek istiyorum.


Ardıç çalısı,böğürtlen meyvesi,
Köyde yapılan o bayram helvası,
Ekşi elması,sapsarı ayvası,
Ocakta pişmiş ekmek istiyorum.


Derelerinden fındıklar toplamak,
Bodur çalılar üstünden hoplamak,
Harmanda oyun,hem de ip atlamak,
Araç Çayı'yla akmak istiyorum.


Güneş batarken başka akşamların,
Evlerin üstü kızaran damların,
Göğe uzanan kocaman çamların
Yerinde durup,bakmak istiyorum.
           
                         
                              İsmail KARA

NOT: Sitemizde 2 adet şiirini kullandığımız Araç'lı Emekli General Sayın Fazıl Bayraktar'a ve Araç'ımızın yetiştirdiği değerli şair Sayın İsmail Kara'ya teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.
ARAÇ'LI ;KESKİN ZEKALI,MÜNEVVER,ÇALIŞKAN,CESUR,KANAATKAR,AHLAKEN MAZBUT VE MÜTEHAMMİLDİR...
ARAÇ'a Dönüş Deyişlemesi     
    

      Yola çıkan döner geri
       İster ölü, ister diri
       Zengin olsak köşeleri
       Dönüp sana geleceğiz.


       Vakit gelse, düşsek yola
       Seni gösterir pusula
       Mala mülke, para pula
       Kanıp sana geleceğiz.


       Ardı iniş, önü bayır
       Gurbet elde yok bir hayır.
       Hasretinle cayır cayır
       Yanıp sana geleceğiz.


       Her gidişin dönüşü var
       Her çıkışın inişi var
       Her çıranın yanışı var
       Sönüp sana geleceğiz.


       Değnekleri tuta tuta
       Kimi kalkıp, kimi yata
       En sonunda bir tabuta
       Binip sana geleceğiz.
              

             Fazıl BAYRAKTAR